Numbness is ahead, I write to defreeze myself..

Kutucuklar arasında sıkışık

Sunday, September 30, 2007

En zoru da neymiş biliyor musun? Kutunun içinde sıkışmış olanlara, kutunun varlığını farkettirmek...Kutunun karton, demir, beton, taş, tahta, kağıt, tuğladan yapılmış, yükselen kenarlarının var olduğunu anlatmak...Kutunun sınırını belirleyen duvarlara dokunma ihtiyacı hissetmeyenlere, gidip o duvarları iteleyip, yıkması gerektiğini kanıtlamak...
Nasıl yaparsın ki? Nasıl anlatırsın ki kutunun sınırlarına dokunma ihtiyacını hiçbir şekilde hissetmeyenlere, duvarların arasında olduklarını?
3 kişiye bu duvarın varlığını ve hani o hayvan hücrelerinde olmayan hücre çeperimsi sınırları yüzünden, hücrelerinin daha çok bitki hücrelerine benzediğini gösterebilir miydim? Denedim...

"Sen bizlerden farklı, zıt şeyleri düşünüyorsun ama biz seni değiştirmeye çalışmıyoruz, saygı duyuyoruz" diyen birilerine;

" Siz saygı duyuyorsunuz çünkü ben gidip sizin "bilgisayar programındaki sabit variable" a benzettiğiniz öğeleriniz gibilerini savunmak yerine, gidip duvarlarınızı bulun ve bir uzanmayı deneyin en azından diyorum, sonra kırıp kırmamak size kalmış..."dediğimde cevap veremeseler de, ellerini arkalarına daha da çok saklıyorlar, görüyorum...Kısık sesle, bir "evet, ama..."yı duymak yetiyor anlamak için.
"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" düşüncelerini vücuda sabitleyip, bilinçaltı insan ayrımcılığıyla itelemek.... İşte tam da bu...Zor bir şey....Duvarı bulmak zor, yanına gitmek zor, kollarını arkanda bağlamak yerine uzatmak, yumruk yapıp bir vuruşta kırmak zor... Ama her halükarda duvarın içinde gözlerimi bağlamaktansa, gidip ellerimden kanlar akmasını daha zevkle izlerdim..

2 gündür birkaç arkadaşımı toparlıyorum...Daha önce konuşmamış olduklarımızdan açılıyor konu hep, ben hep şaşırıyorum bulduklarıma...
Yine pazar oldu. Bu pazar, sınırları konuşa konuşa geldi benim yanıma. Carpediem'i dilemmalar içinde tanımlaYAMAYANları getirdi yanında bir de, çantasından da Nazım Hikmet'in "Yaşamaya dair" şiirini düşürdü. Fazıl Say ve Genco Erkal'ın inanılmaz bir performansı var...İyi seyirler.

Pazartesiye yaşamanın farkında, duvarı görebilmeye uğraşarak girmeniz dileğiyle...


4 comments:

Unknown said...

İnsanlara duvarları göstermeye çalışmak... Varoldukları yeri aydınlamak için çabalamak..Gerçekten güzel bir misyon fakat anlayabilmeleri için zaman gerek sanırım. Ya da "çok değiştin son zamanlrda iyice saçmalıyorsn..." gibi ithamlarla da karşılaşabiliyor insan:(

Anonymous said...

bazen o kadar zor oluyo ki birileri icin bu..
off be fistik ..ne desem bos simdi...saat gecenin bi yarisi ...karistirdin yine aklimi ....eferim ;) öptümmm

Tugc said...

jade,
Aslında bakarsan ne bir yerleri aydınlatmaya çalışıyorum, ne de bir misyon taşıyorum. Sadece nedenini sorduğumda cevap bile veremedikleri şeylere karşı anlamsız tavırları sinirimi bozuyor. Zaten anlamıyorlar da...Herkes ayrımcılığı ve sistematik olmasa da, bilinç altı ırkçılığa bayılıyor. "sen de bugünlerde değiştin" gibi ithamlarla karşılaşmadım ama, hep böyleydim zaten.

OptiO,
Biliyorum..Benim bu yazıyı yazmama neden, dün 3arkadaşımda bu sınırları inanılmaz görmemdi..Karşı oldukları şeyleri karşımda savunamadılar, hatta haklı olduğumu bilip, haklısın ama işte değişemiyoruz bile dediler...Sinirlendim ben de...Gidip kendilerini kapadıkları duvarlara bile değme yada merak etme cesaretini gösteremedikleri için...Onlar da bunun farkındaydılar, yine de bir şey yapmak yerine, bilmiyormuş gibi davranmak işlerine geliyordu..Masayı filan kırasım geldi o anda..
Aklımızın karışması iyi..En azından çalışmamasından. :)

Anonymous said...

Selam tuğçe.Blogunu internette rastgele buldum site ismine bakarken ilgimi çekti.Soyadın özsoy heralde.Benimde soy adım özsoy ;) Gökhan Özsoy....

Eski dosyalar

Kaç kişi gelmiş?