Kadının birisi yeni bir kanser türü yüzünde ölümle karşı karşıyadır. Doktorların kadını kurtaracağını düşündüğü sadece bir ilaç vardır. Radiumun bir formu olan bu ilacı keşfeden eczacı da kadınla aynı kasabada yaşamaktadır. İlacın yapılması pahalı olmak ile birlikte, eczacı da ilacın yapılması için gereken paranın 10 katını talep etmektedir.$200 dolarlık radium kullandığında, ilaç için $2000 istemektedir. Hasta kadınını kocası Heinz; bu ilacı alabilmek için tanıdığı herkesten borç ister, fakat ne yazık ki topladığı para ilacın yarısı kadar tutan $1000'ı geçemez. Eczazıdan karısının ölüm döşeğinde olduğunu ve biraz daha ucuza yada ücretin geri kalanını daha sonra tamamlayacak şekilde ilacı vermesini ister.
Fakat eczacı; "Hayır, ilacı ben buldum ve ben ondan para kazanacağım" der ve bunu üzerine Heinz çaresiz kalarak eczacının dükkanına girerek, ilacı karısı için çalar.
Heinz çalmakla doğru yapmış mıdır?Heinz'ın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız? Neden?
(Kohlberg,1963)
Numbness is ahead, I write to defreeze myself..
Heinz's Dilemma
Saturday, January 26, 2008
Posted by Tugc at 9:22 PM
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
9 comments:
daha gider bu; "heinz'ın hırsızlık yaptığını bilen bi'arkadaşı olayı polise anlatmalı mı anlatmamalı mı?"
"dava dosyası önüne gelen yargıç, hırsızlık cezası vermeli mi vermemeli mi?"
ben mi? ben ahlaki gelişimini henüz tamamlayamamış bir bünye olduğumdan yanıtlayamıyorum bu soruyu. o yüzden "paaas" diyorum kohlberg amcaya!
türkiye de ve herhalde dünyanın pek çok ülkesinde trafikte "öncelikli geçiş hakkı" denilen bir kavram mevcut. bu hak kimlere tanınıyor: ambulans, itfaiye gibi görevleri icabı hayat kurtarma fonksiyonu gören insanları taşıyan araçlara. bu araçlar ne yapıyor bir kavşağa geldiklerinde diğer araçlar duruyor bu araçlar geçiyor, bu araçlar ne yapıyor sirenlerini çalmaya başladığında öndeki araçlar şerit değiştirerek yol veriyor, bu araçlar ne yapıyor kırmızı ışıkta geçebiliyorlar ve bu araçlar için emniyet şeridi diye bir şerit ayrılmış(türkiye de genellikle tüm araçlar tarafından kullanılıyor).
özü : yani hayat ve sağlık sözkonusu olduğunda yasa koyucu kamuya yasayı delebilecek noktalar açmış durumda.
devam : yasa koyucunun bu noktaları kamuya açması, bireylerinde hayat memat söz konusu olduğunda aynı yolları kullanarak hırsızlık yapabilmelerine maalesef (pozitif hukuk) olanak tanımıyor. fakat ideal hukuk normları özel koşullara göre şekillendirilebileceğinden ideal hukuk sisteminin geçerli olduğu bir yerde heinz beraat ederken pozitif hukukun geçerli olduğu bir ülkede kıçına kaçardı. velhasıl ülkemizdede geçmiş yıllarda baklava çalan çocukların kıçına kaçtığına şahit olmuştuk.
tabiki kohlberg in hukuk sistemleriyle değil ahlak kavramlarıyla uğraştığını biliyoruz.kohlberg yetişemedi fakat ona ek$i sözlükten sadece bir ukte aktarmak istiyorum "bir yerde mülkiyet varsa orada suç vardır".
heinz' ı destekliyorum, eczacınında bu akşam arkadaşlarla toplanıp camını kıracağız.
not: heinz iyi düşün sevgilin için değer ama karın için değer mi lan.
Ben Heinz in yerinde olsam caldiktan sonrada yerine toparladigim $1000 i birakirdim.
çalardım tabi yaa, soktumun eczacısı
yazıyı okumaya başladığım anda will smith'in legend olduğu filmdeki kanser ilacı geldi aklıma. kadının yaptığı açıklama falan.
çok da sıradan bi katastrof filmiydi ama nasıl dehşete düştüğümü anlatamam. yalnızlıktan olsa gerek.
ne alakaysa. =)
ilacı bulan ezcacı heralde farmokoloji okumuş, yani hipokrat yemini etmiş. haliyle onun yaptığı mesleğine ters. o mesleğini ihlal ediyor zaten... amca çalsa olur. hem nerden fiyat biçiyor ki? benim bildiğim kadarıyla tedavi edici bir şeyi otoritelere bildirmekle yükümlü. yani çalınmış bir şey o, halktan çalınmış. eh, çalıntı malı çalmak hırsızlık mıdır?
yalnız benim bildiğim bu soruda bi de bebek var. ailenin bebeği.
bir harekete meşruiyet kazandırmak için hukuk yetmiyorsa ahlak devreye girebiliyor; ama sorun şu ki, ahlak biraz subjektiftir. zaten kohlberg de sanırım objektif ahlak peşinde birazcık; böyle bir değerler seti var mı diye. son çare olarak hırsızlık, üstelik size başka seçenek bırakmayan birinden çalmak, doğru mudur?
ayrıca, eczacının baş şüphelisi zaten heinz olacak. yani çalarsa yakalanacağını biliyor aslında.
Benim bildiğim versiyonda bu soruda bir de bebek de vardı. Hatta ilacı çalan anne/baba hasta olan da çocuktu. Kohlberg burdan yola çıkarak kadınların ahlak gelişiminde erkeklerden daha geride olduğuna, bu sebeple kedınlara hakimmiş savcıymış vsr pozisyonlarının verilmemesini önermişti.(yani en azından biz derste öyle dinledik) Carol Gilligan da cevabını vermişti Kohlberg'e, ki hakikaten şahane bir cevaptır. İstersen Gilligan diye bir araştır belki ilgini çeker.
Ha ben ne mi diyorum? Hans en süperini, en doğrusunu yapmıştır diyorum. Hadi söylenebilecek diğer şeyleri geçtim, eczacı 1000$ı kabul etse koyduğunun kaç katını kazanacak, ama kendisi açgöz ve vicdansız diyorum. Heinz'in yaptığı hırsızlık oluyo da eczacının yaptığı niye cinayet teşebbüsü olmuyo? illa biri hapise girecekse eczacı girsin diyorum.
Sorunun cevabı ahlak kavramının çevreleyen çizgidir. Herkes kendi ahlak çizgisini kendisi belirlemelidir. İnsanlık her şeyden önce gelir ve sanırım herkes bu sorunun cevabını çalmak olarak cevaplandırır ki, bu da doğru bir yaklaşım..
Koala...
Heinz doğruyu mu yapmıştır bilmem ama ben olsam evet çalardım, çaresizlik, sevdiğimin ölüm döşeğinde olması vs.
Yakalanacağım kesin olduğu için de, o zaman 1000$yi öder, geri kalanını tamamlayacağımı söyler, onun talep ettiği haksız kazancın beni bu yola ittiğini anlatırdım. Sonuçta zarar verdiğim kimse yok. O ilacı ertesi gün istenen tam ücreti ödeyip alacakken, ben aldığım için ölecek bir hasta yok. İlaç sadece bir tane falan değil.
Ahlak anlayışına göre, cevaplar değişiyor, kişinin kendi sınırlarına göre. Benim çizgilerimdeki esneklik buna izin veriyor.
Post a Comment