Ben şimdi gidip şairin yakasına yapışamam ki... Havalar değişken burada, dışarısı soğuk, ama gündüz vakti çok sıcak, ben gündüz vakti uyuyup, soğuk gece saatlerinde uyanığım.
Zaten saat farkı da var bir avuç dolusu, neredeyse tüm parmaklarımı alıyor sayması, 3 tanesi geri kalıyor bana; orta, nişanlanınca yüzük takılanı ve de ince sevimli küçük olanı. Onlarla bir bardağı bile dökmeden taşıyamıyor insan.
Saat farkı var diyordum, yani ben uyanıkken zaten ordaki de uyanık oluyor, ama yakasına yapışmak istediğim şair toprağın altında o saatlerde uyanık mıdır, diğer tarafla saat farkı ne kadardır, ne yaparsam saatleri ayarlayıp, "yakalanırsak birbirimizi tanımıyoruz tamam mı?" planını işletebiliriz, bilmiyorum.
Şiiri yazıp gitmişsin Orhan Veli. Ben tam dediklerini yapmışım şiirindeki, bugün farkettim. "Bekledim", hem de gereğinden fazla kadar süre bekledim kaçmak derdine, ne kadar kaçabilmişim dengeyi bilemeden mesela...Ama aslında beklemeye başladığımdan daha haberim yokken bile zaten geç kalmışım. Yaşımın 2 bölü 42 si (2/42) kadar yıl daha önce başlasaymışım, denk düşermişiz işte. Zamanla hep kavgalıyım sanki, hiç anlaşamıyoruz kendisiyle, yalan mı?
Bekleme bitti sonra sayın Orhan Veli...Tam da senin dediğin gibi, zaten "öyle bir zamanda gelmiş(geldi) ki, vazgeçmek mümkün olmadı."
Ve ben şimdi bir sonraki satır planını arıyorum ve bu nedenle yakana yapışmak istiyorum. Nasıl yaparsınız bunu Orhan ve Veli..? Tamam estetik olsun diye yarıda bıraktınız yada caydınız tam ortasında. Yada tutun ki Orhan başka Veli başka mısra söyledi, kavga çıkmasın diye "bu kadarı zaten yeterince anlatıyor" dediniz ve isimleri karaladınız altına. Ama içinizden şiirin devamındaki düşünceleri ve hayalleri nasıl engellemiştiniz? Kafanızdan, içinizden geçenleri.. Nereye koydunuz? Sen Orhan, "söz Veli'ye anlatmayacağım, ispiyonlamayacağım, ne geçirdin içinden?" Benim onu bulmam lazım...
Vazgeçmek mümkün olmadıktan sonraki adım ne? Veli?
Sinir etmeyin beni ya, gecenin kaçı olmuş, sizi bulamayacakken bile, ben şimdi devamı için yazısız, uçmuş gitmiş iç geçirmelerinizi nasıl tahmin edeyim?
Numbness is ahead, I write to defreeze myself..
Plan şiirde yatıyormuş da; kaçırmışlar
Friday, February 22, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
2 comments:
orhana veliye kızacağına sen niye yazmıyorsun devamını...hem sen yaz ki bizde okuyalım dimi.
not:mesela özdemir asaf yanlızın hallerini yazmış bir sürü ama derki asaf hoca bunlar sadce benimkiler sen ey okuyucu sen yaz kendi yanlızlık halini de ben okiyim...
"Vazgeçmek mümkün olmadıktan sonraki adım ne?" diye soruyorsun, düşündüm bir süre ne olabilir diye... Orhan Veli'nin şiirleri, mısraları arasında dolaştım; belirgin bir ipucuna rastlayamadım. Ancak Eskiler Alıyorum şiirinde durdum:
ESKİLER ALIYORUM
Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde balık olsam
Sanki senin yaptığın gibi bu şiirde Orhan ayrı bir şey diyordu Veli ayrı... Hangisinin rakı şişesinde balık olmak istediği meçhul, belki ikisi de istediği için okuyabiliyoruz şimdi o mısrayı, kimbilir...
"Rakı şişesinde balık olmak" nasıl bir mecaz ki? Acaba rakının içinde bir balığın dakikanın üçte biri kadar bile yaşayamayacağını düşünmüş müdür bunu yazarken Orhan veya Veli, veya Orhan Veli? Sanmıyorum, çünkü tutkunsan bir şeylere; düşünemezsin sonunu, sadece istersin onu!
Baktım ki konudan çok uzaklaştım gibi geldi, bıraktım sonra Orhan'ı Veli'yi ve içinde bulunduğun durumda ne yapılabilir, onu düşündüm. Eğer vazgeçmek mümkün değilse vazgeçmeyeceksin, geçemiyorsun da zaten ya; işte o zaman onu da senden vazgeçirmeyeceksin! Nasıl o senin bekleyişinin öyle bir havasında gelmiş ki vazgeçmen mümkün olmamış, sen de vazgeçilmesi mümkün olmayan olmalısın onun için! Yoksa yazık olur...
Post a Comment