Numbness is ahead, I write to defreeze myself..

Şaşırtmayan ölümler

Wednesday, April 16, 2008

Norveç'te Doğu Avrupa'lı arkadaşlarımdan biri ülke tartışmaları esnasında bir gün,
"Jeopolitik önem ve stratejik konum gibi kelimeleri sıradan tartışmalarda bile ülkeleri için konuşanlar sadece Türkler sanırım" demişti.

O zaman sinirlenmiştim, "duygusuz filan mı sanıyordu bizleri ne" diye düşünerek. Hem ne de olsa hababam tüm tarih-coğrafya kitaplarında yazmakla kalmadığı gibi, beyine işletilmiş kelimelerdi sanki bunlar. "Türkiye stratejik konumu nedeniyle hep düşman çekiyor, herkes birbirine düşürmek istiyor" vs vs.. Örnekler çoğaltılabilir.

En sıradan insanı bile politikacı gibi kelimeler sarfeden ve bunlara tasalanan belki de sahiden sayılı böyle milletler arasında, bizler varız. Ülke olarak yani, toptan.

Nereden mi aklıma geldi şimdi?
Tecavüz edilip ardından öldürülen Pippa Bacca gerçeğinden.
Kim gerçekten şaşırdı bu habere? Ayıplamaktan öteye, şaşırdık mı? Ne kötü, şaşırmamak.

İlk tepkilerin kaçı "yine bir kadın tecavüz edilip, öldürülmüş" oldu ki?
Ben söyleyeyim, ilk akla gelen, yoldan çevilen birini sorsanız, "Türkiye'nin yurt dışındaki imajı" üzerine olmuştur ki, zaten bunu da görüyoruz. Aman ne mutlu Bacca'nın annesi "kötü insan her yerde var" dedi de, bu açıklama biraz nefes aldırdı. Çok şükür, imajımızın iyiliğini bilenler de var.
Merak ediyorum aslında, acaba annesi böyle bir yorum yapmasaydı Bacca'nın, empati yapan grupta sayısal değişikliker görülür müydü?

"Vah, yine zedelendi.
Vah vah bizi barbar diye tanıyacaklar yine, tam da düzeltmeye başlamıştık.
Ne kötü, Avrupalılar ve diğerleri aramızdaki birkaç kişiye göre bizleri yargılıyor..."

Avrupa yada başka ülkelerin bizi nasıl gördüğü zerre umrumda değil. Ama birkaç kişiye göre yargıladıkları filan yok. Çünkü birkaç kişi değil sadece bunları yapan. Operasyonlardaki ölümleri skor gibi yayınlayan, her gün kaç kadının tecavüze uğradığı, turistlere ve rahat kadınlara genellikle potansiyel "orospu" gözüyle bakan bir ülkedeyiz.

Hiç mi görmediniz tatil yerlerinde turist kızların vücut çizgilerine odaklanmış, arkasında sıraya geçen adamları?

Hiç mi görmedik bardan çıkış saatinde laf atıp, huzursuz eden adamları?

Hiç mi görmedik yada başımıza gelmedi otobüsteki sıkışıklıktan bir fırsat çıkar diye bekleyen aç kurtları?

Hadi kadınlar için olanları da bir kenara bırakayım. Görüşünü beğenmediği için, kanını beğenmediği için eline silah alıp öldürmeye koşan adamlar yok mu yani bu ülkede?
Ne imajı? Hangi imaj? İnsan canına zerre önem vermeyip, yabancılar bizi kötü görecek diye tasalanan imaj mı?

Bırakalım yıkılsın. Bu çarpık düzende kendine "ah bizim stratejik önemimiz, hep onun yüzünden ve birkaç kötü adamdan zedelenen süper imajımız" diye yer etmeye çalışan bu gereksiz şey zaten yıkılmalı.
Herkes görmeli. Başta biz, içinde yaşayanlar.

Birkaç adamın suçunun üzerine yıkılmasından korkan bu imajcı zihniyet çöpe defalarca atılmalıydı.
"Bir kadın daha tecavüze uğradı, ne zaman duracak, artık durmalı" diye karşı çıkması gereken çoğunluk yerine, elimizde ilk olarak "dıştan görüntü" için üzülen bu çarpıklık zaten görülmeli.
Önce biz bir bunları kenara bırakıp, "biz gerçekten böyle miyiz, ne yapabiliriz?" diye sormadan, daha çok "Türkiye'nin çok mühim stratejik konumu ve imajı" üzerine konuşur dururuz..

Ölümlere şaşıramıyorsak, bir sorun var demektir.

Ne zaman ki şaşıranlar, şaşırmayanları aşar, o zaman belki hasbel kadar yol almaya başlamış oluruz.

6 comments:

Anonymous said...

Tugce can, can tugce;
Daha kaçkez bu tartışma yapılıcak?
Mahallenin dışından biri gelip "Siz topunuz ibnesiniz ulan!!" die bağırıcak. Bizden birileride bunun karşısına çıkıp "Biz hem ibne, hemde orospuyuz" die itiraz edicek.

Almanya'da kadınların %37si şiddet kurbanı. %13 ü tecavüz mağduru. Avrupanın en medeni ülkesi İsveç te kadına şiddet her yıl en az %20 artarak devam ediyor. ABD de her yıl 4 milyon kadın şiddete mağruz kalıyor. Güney afrikada her 1 buçuk dakikada bir, bir kadına tecavüz ediliyor. Dünyada her 6 dakika da bir kız tecavüze uğruyor. Her yıl 2 milyon kız çocuğu uluslararası kadın ticaretinde kullanılıyor. Çin de her yıl 1 milyon kız çoçuk olduğu belirlenen bebekler kürtajla alınılıyor.

Ülkemizde 1997-2006 yılları arasında 70 kadın göz altında tecavüze uğradıkları iddiası ile hukuka başvurmuş.

Şimdi sizin gibiler gelip ekmelerine yağ süren bir kamyon şöförü yüzünden sevinç nidaları atıyor. Kadına eşitlikte 121. sıradayız evet ama siz ülkenizden o kadar çok nefret ediyorsunuz ki, her kötü gelişmeyle ülkenizi daha fazla rencide ediyorsunuz.

Zaten siz, bu konuda dürüst olsanız : 25 kasımda moda yazısı yazmak yerine mirabel kardeşlerin yasını tutardınız...

Birde konunun başında Ülkemizin jeopolitik önemi konusuna iliştirdiğin milli yakıştırmanıza istinaden birkaç soru sormak istiyorum...

Madem bizim çevremiz değersiz, Neden tüm medeni ülkeler bu coğrafyada?? Kuzey ırakta savaştan önce 150-200 NGO neden wardı? Ermenistana neden para yardımı yapmak yerine ideoloji desteği yapılıyor? Dünya Amerikanın İranı vurmasını neden bekliyor? Neden USA Bulgaristana ve Gürcistana yeni askeri üstler açıyor? Her neyse Ben sizin samimiyetinize inanmıyorum. Sizin tek derdiniz çamur atmak. "Önce kendi kapımızın önünü süpürelim" edasında gelip daha fazla çamur atıp gidiosunuz.

Ancak bu yazıyı yayınlayın ki sizin gibilere söylenecek sözler olduğunu bilinsin...

PS: Amerikada her 18 dakikada 1 kadına tecavüz ediliyor. 1 buçuk saate 5 kadın. Kim bilir belki kura sizede çıkabilir. Bizde tef çalıp göbek atıp, kınama mesajları yollarız.

Av(cı) said...

Arkadaşına kızmamalısın ve Türkiye'nin imajı zedelencek diye üzülmemelisin.

Jeopolitik ve Stratejik kelimelerin her konuşmada kullanılabilmesi ile imajımızın zedelenmemesi gibi farklı duran konular esasında paraleldir. Bu paralelliği ya da ilişkiyi görmek için konuların epeyce derinine inmek gerekli. Jeopolitik-Stratejik ve imaj arasındaki bağlantının esas sebebi öncesinde ABD ile Rusya arasındaki ilişkiden kaynaklansada 20 yıldır bu sebep ABD ile AB arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır. Bağlantıyı görebilmek için Türkiye'nin son 70 yıllık yurt dışı bağlantılarını bilmemiz gerekli. Yurt dışı ilişkilerini araştırırken sadece siyasi yönlerden araştırmamalı kültür ve medeniyet bağlantılarını da araştırmalıyız. Sakın konuyu siyasi, libarel, sağ-sol, muhazakafar, milliyetçi vb. gibi konularla ilgili komple teorileri üreteceğim anlaşılmasın. Türkiye üzerine kurulmuş en az 100 yıllık bir plan var. 60 yıllık gibi bir zaman geçti bu planda. Yavaş yavaş meyvelerini görmektedirler bu planı kuranlar. Yakın zamanda daha büyük meyvelerini toplayacaklardır elbet.

Tugc said...

Av(cı), ben Türkiye'nin imajı zedelenir diye üzüldüğümü değil, birilerine bir şeyler olurken, imaj da imaj diye takılanları kınadım.

Şimdi..
ne Türkiye değersiz dedim, ne de öyle görüyorum. Bu tip olayların hepsi beni üzüyor, ama "insan"a verilen zarardan çok, "imajımız ne olacak, ne kötü?" çığırtkanlıkları da sinirimi bozuyor. Böyle bir düzeni kucaklayanlar sinirimi bozuyor.
Dünya'nın her yerinde stratejik düzenler üzerinden oyunlar oynanıyor, kadınlar tecavüze uğruyor, insan hakları ihlalleri işleniyor. Bunu inkar etmek ve diğerlerinin hepsi süper demek zaten gülünç olur.
Ama anlamadığım,
neden her kötü olayda, her eksiklikte, her düşünce suçu davasında vs vs, "bak onların da var ama" diye bir başka ülke örneği çıkarması.
Onlarda olmaması bizim bu sorunla yüzleşmemiz gereksinimini mi azaltıyor? Onlarda olunca, biz temize mi çıkmış oluyoruz? Neden bir başka çirkinlik üzerinden tasvir etme?
Ayrıca, jeopolitik önemse"meme" gibi bir şey söz konusu değil, konuyu oraya bağlamamın nedeni, gözümüzü bürümüş "ah birileri ne der?" korkusunun gndelik arkadaşlar arası konuşmaya bile yansıyabilmiş olması. O konuşmada "jeopolitik konum" diyen ben'dim. "Dışarıdan kötü görünmesi" konusunu/paranoyasını jeopolitik öneme bağlamak ne kadar akilanedir?
Sorguladığım ve yanlış bulduğum bu işte. Turist yada başka... Biz daha "insan öldü" diye üzülmeyi bilmiyoruz adam gibi, işimiz gücümüz başkalarını suçlamak, imaj tasası.
Ve ben bu düşünce şeklini sevmiyorum, istemiyorum. İnsan öldü diye üzülemeyen insanlar topluluğunu göklere çıkaran bir anlayışın da yıkılmasını istiyorum, evet.

Av(cı) said...

Tuğçe düşüncelerini çok iyi anlıyorum. Sanırım ben düşünçelerimi çok kapalı aktardığım için anlatamadım. Bundan 4-5 yıl önce İstanbul boğazına bir araba uçmuştu. Tam olarak nerede düştüğünü hatırlamıyorum. Büyük ihtimalle Bakırköy tarafı olacaktı. Neyse uçan araçta iki kişi vardı. Sahilden 5 metre ötede araç. Biri denize atlayıp onları araçtan çıkartmaya çalışırken birisi onu durduruyordu, denize atlamasına mani oluyordu. Etrafta epeyce insan vardı ve sadece denize bakıyorlardı. Denize atlayıp onları kurtarmaya çalışan adam bağırarak "göz göre göre ölüyorlar" diyordu. Haber programları ise bu olayı "hızlı giderek virajı alamayan araç denize düştü, iki kişi öldü" olarak sunuyorlardı. Ben bu haberi izlerken, arabadaki insanları kurtamaya çalışanın bağrışları hala yankılanıyordu "göz göre göre ölüyorlar". Bir süre sonra bu yankılar "göz göre göre insanlığımız ölüyor" olarak değişti. O zamandan beri hep düşünüyorum "insanımızı öldüremiyenler insanlığımızı nasıl öldürüyorlar?".

İşte insanlığı ölmüş kişiler, insanlığının var olduğunu ispatlamak için jeopolotik önemden bahseder. "Türkiye medeniyetler ve kültür köprüsüdür", "Avrupa ülkesidir" vb. gibi cümleler kullanarak insanlığının olduğunu ispatlamaya çalışır.

Maddi kaynakları bağımlı olan kişiler ise maddi bağımsızlığını ispatlamak için jeopolotik önemden bahseder. "Yer altı-üstü kaynaklarımız var", "Kendi ham maddelerimiz yurt dışına çıkıp işlenip tekrar bize geliyor" vb. gibi cümleler kullanarak maddi kaynaklarının bağımsız olduğunu ispatlamaya çalışır.

Sonuncu ise insan olduğunu yani bilimsel adıyla düşünen hayvan olduğunu ispatlamak için stratejik konulardan bahseder.

Tabiki bu konular (insanlık, maddi bağımsızlık, insan olma) ülkesinin gündemini ilgilendiriyorsa yine jeopolitik-stratejik konulardan konuşur ama bundan önce başka bir yol vardır. "Birisi yarana dokunmuşsa, sende onun yarasına dokun", "En iyi savuma, hücumdur" gibi psikolojik savaş tekniğinden ötürü onların yarasına dokunma ya da gösterme yolunu seçebilir.

İnsanlık, maddi bağımsızlık ve insan olma gibi konular Türkiye üzerine en az 100 yıllık kurulu olan planın esas 3 maddesidir.

L.E.N. said...

Ah-ha, yangın yeri.

Sosyalist bakış açısı ile devletçi olan ilk fısatta çatışmaya devam edecek. Burda "anonim" arkadaşla Tuğçe 'nin arasında kopan göründüğü kadarıyla bu.

Girizgâh "jeopolitik önem ve millî zenofobi" kâbilinden gerçekleştiği için, o bahsin sadece bu tecavüz-katl olayı açısından yorumlanışına net bir çizgi pek çekilmeyince, iş refleksif olarak "kendi kapısının önünü temizlemk kisvesiyle b.k atma"ya varmış -ki üslup bazı bazı ad hominem kaçsa, tahriktar da olsa anonim arkadaşın tepkisini bu meclisin dışında genel bir tespit olarak yüzde yüz yanlış bulmak mümkün değil.

Lâkin tepki koyarken titreyerek klavyeye saldırıp tanımadığın bir şahıs hakkında genellemeci davranmak, söylediğin her doğrunun üstüne çamur lekesi gibi sıçrar; ne kadar "beyaz" da olsa söylediklerin, o çamur lekesi göze batar. İmtina edelim. (Yeri gelmişken "elit kesimden kimler bilmiyorum ki" diye bağırırcasına birinin boy fotoğrafını alıp kıyafetini eleştirerek aptal aptal moda yazısı yazan ve olmayan kimliğini böyle dolduran sümüklerle ben de kavgalıyım. "Vay, modanın neresi aptalmış" diye yazdığımı rektumdan yakalayıp üstüme geleni ateşe veririm. Yapmayın. ^^)

Olaya geçsem. Geçelim.

İnsan topluluğu önce dogmaya yamandı, herşeyinin etrafını sert ve sıkı ahlâki öğretilerle ördü, her yanın hurafelerle doldurdu. İnsan sıkılır; ezilirse de tepki gösterir. Bu hep olup hep olmaya da devam edecek bir süreç. İsyan, insanın (ç)hamurunda vardır. E buna mukabilen de bize "rönesans reform" dedikleri dönemin öncülüğünden ivmeyle de beşer önce insancıllaşmaya, müteakiben de bireyselciliğe gitti. Gidiyoruz. Tam ortasındayız.

Tamamlayıcı argümanı devreye sokalım: İnsanın olduğu yerde "bozulma/yozlaşma" da bâkidir. Haliyle insanoğlu "ahlâklı olma"nın cılkına limon sıktığı gibi liberalliğe de aynını yapacaktır. Ben bundan 50 sene öncesini arayan, siyah-beyaz herşeye kaybetmiş gibi özlem duyan biriyim. Şahsi kanaatim yaldır yaldır "her insan kendisi için en iyisine karar verebilecek donanıma sahiptir, açın arkadaşların önünü" aşısının da görerek, tecrübe edilerek "makasa uğrayacağı" yönündedir. "Bozucu" yaradılışlı insanın "yetişkin değil mi, ne yapıyorsa kendine" mottosunu da suistimal edeceğinden şüphem yoktur.

(Dikkat: Dan! Örnek)

Lost 'u bileniniz vardır illâ ki. Bölümün tekinde Jin ile Sun havaalanında bi masada oturmaktalardı. Yan masalarında da "Batılı" bir çift. Sun kazayla Jin 'in üstüne kahve falan döküyordu sanırım. Hemen ayaklanıp telaşla kocasının üstünü silmeye çalışırken Batılı çiftten kadın olanı "Sana böyle davranırsam, beni o an boşa" diyordu aşağılayarak, Sun 'un özürler dileyerek kocasına "hizmet edişini" seyrederken. Kadının eşi ise "Boşanma oranları bizim 10'da 1'imiz" diyivermişti. Alın size "Batılı" senaristlerden bilekleri dikine eleştiri.

İpinden boşanmışcasına kadın-erkek ilişkilerinde "küçük amerikalar" doğuruyorken yurdum hergün, işte ben, Pippa Bacca 'nın katline "cinsel bastırılmışlık" tantanası açısından yaklaşamayacağım, üzgünüm. "Gebze Allah'a emanet" diyor bir Gebzeli, itüsözlük 'te olay hakkında yorum yaparken. Beni üstümde "ben buradayım" diye bağıran bir kıyafet dahi olmaksızın herhangi bir Batı ülkesinin "ghetto"sundan geçirecekler mi sağ salim? Yorumlar patladığımız beyne, bedene barınaklık eden evlerimiz gerçek de varoşlar değil mi?

Sanatçılık, anormallik ister ama yapmak istediğin şeyler bu denli marjinalse eğer (evet Türkiye 'nin içinden üstünde gelinlikle Filistin 'e gitmeye çalışmak gayet marjinal ve cüretkar bir harekettir) bazı riskleri göze almışsındır veya almış olmalısın demektir. Tecavüze uğrayıp katledilmiş bir kadının arkasından başka birşey atfetmek ayıp olur.

Bu şu mu demek? (Dikkat: Rafine Lümpen) "Biz böyleyiz, ehere mehere. Diggat edicen zaman kötü valla"? Hayır. Ama her tarihi olayın tarihinin şartlarına göre tetkik edildiği gibi güncel olaylar için de aynı metod geçerlidir. Olayı tetkik etmek ile yorumlamak arasında ise kocaman bir fark vardır.

Payımıza düşeni alalım: Kudurduk. Kuduruyoruz. Bunun sosyal statüyle, eğitimle falan alâkası yok. Farz-ı misâl, parası olanla olmayanın temel dürtülerini tatmin etme isteği arasında bir sıklık farkı yoktur. "Fuckbuddy" inşasının dahi yapılmaya başlandığı bir ülkenin neferleriyiz; e-mail hesaplarımızın spam kısımlarında türkçe olanların alayının hedefi "size çabucak arkadaşlıklar kurdurmak", parayla "kız msn 'i" satıyoruz.

İnsanların hormonlarında bir hata yok; ne öğretildiğiniz, neyin empoze edildiğiyle, hatta hatta bunun ne denli "liberal" bir yaklaşım olduğu minvalinde enjekte edildiğiyle alakası var. Facebook Liberali diye birşey var, bilir misiniz ?

Birşey bildiğini/okuduğunu sananların bile afazi denizinde işine geldiği yere sürüklendiği bir ülkedeyiz.


***


Pippa Bacca.

Arh. Eminim çok masum düşünmüştür. Üstündeki gelinliğin bütün kiri, pisi, hedefine vardığında vermek istediği mesajı temsil edeckti, lâkin bu memleketi gelinlikle dolaşmaya kalkacak herhangi bir kadının başına gelmesi kuvvetle muhtemel bir vahşete kurban gitti -ki yetmezmiş gibi ülkeye de yabancıydı.

Empati çağımızın sorunu: Pippa Bacca 'nın ablanız olduğunu hiç düşündünüz mü ?

Doğru ya, o gaz odasında can verenin bir annesi, kardeşi, yakını olduğunu hayal edemeden Hitler fanboy 'luğu yapabiliyoruz kimi zaman.

1 asker şehit olduğunda haberi gelip geçerken, 13 asker katledilince yer yerden oynuyor bu topraklarda.

Mehmetçik yoluna bir "Facebook Liberali" dahi kof da olsa sinirlenebilirken, sayının insan hayatının ehemmiyeti açısından birincil faktör olduğu bir ülkedeyiz.

Ölüme yaklaşmadan önemsemek lâzım hayat(lar)ı. Nusibetsiz nasihatler edinmek lâzım.

Anonymous said...

İlk Anonim den L.E.N'e

Şahsi algılanmamak adına: genellemeler yaparak retorik bir yorum yazdığıma inanıyordum ancak şimdi bakınca ad hominem olduğumu kabul etmek zorundayım.

Tuğçe hanımın bu duygusal yazısını, ethic ve samimi bulmadığımı belirtmek isterim. Yani Tuğçe hanım bizlere bir pathos gösterisi sergilerken ben Tuğçe hanım gibilerin ethos yoksulluğuna dikkat çekmek istedim. Sizde Logos olmuşsunuz hepimiz tam olduk evvelallah..:)

Tuğçe hanımın şahsına hakaret boyutunda sarfedilmiş sözcüklerin herbiri için özür dilerim.

Ancak böyle ülke-millet aşağılayıcı sözleri yurt dışında hayasızca savurup, ülkelerine dönünce de sorumsuz ve kaygısız olan gençleri(hangi milletten olursa olsun) şiddetle her daim kınıyorum. Münferit konular çabuk unutulur ancak böyle bir temele sahip gençler her kötü vakkayı kendi ahlak yoksunluklarını haklı çıkarmak adına bir fırsat olarak gördükçe konunun esası kaybolur ve diyalektikten uzak bir çamur tartışmasında çıkmaza oturulur. Bu nedenle bu gibi durumlarda ad hominem olmayı desteklesemde böyle bir yükü tek bir kişinin üzerine yıkmak vicdanımı rahatsız ediyor.

Görüşünüzü bu nedenlerle kayda değer buldum ve bu vesileyle haddimi aştığım her noktada Tuğçe hanımdan aff diliyorum.

3 farklı yorumcuda da sezdiğim bir yönelme var. Dünya kötü. Konuya bu çerçeveden bakıp. Bir alt başlık olarak Kadına şiddetin bir sekmesi olan Türkiye'de kadına şiddet içinde, Pippa Bacca argümanı konuşulmuş olsaydı asla böyle kaba bir tepki göstermezdim...

Eski dosyalar

Kaç kişi gelmiş?