Numbness is ahead, I write to defreeze myself..

Hayati tersten Yasamak

Friday, January 06, 2006

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak daha güzel,hatta mükemmel olurdu.Nasıl mı ?
Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde,herkes karşınızda
saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.Herkes etrafı-
nızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.Arabanı-
za kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev....Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe
düzeliyor,kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak
bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. Ve genel müdürlük
veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. Herkes karşınızda el pençe divan...Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve
dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun..." keyfe
bakar mısınız ? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden,
su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor. Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık.... Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" diyorlar..Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz. Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem
başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde müthiş bir olayla hayatiniz bitiyor....


CAN YÜCEL

2 comments:

ashkar said...

çok hoş, okunası bir yazı olmuş, okudukça gözümde canlandı bütün dediklerin.

Tugc said...

>>ashkar
Ben de ilk okurken oyle olmustum.Sevindim begendigine.

Eski dosyalar

Kaç kişi gelmiş?