İyi ki uyku diye bir şey var...
Nerede kalmıştım? İyi ki uyku diye bir şey var. Rüya da.. Telepati de.. Telepati var mı bilmiyorum ama inanmak mutlu ediyor.
Gerçi; yatağın altından uzanacak ıslak bir elin ayağından tutup çekeceğini düşünüp korkan birinin telepati ve benzeri bağlara inanıyor olması, şaşırtıcı bile değil.
Bazen ne kadar korkak olduğuma kendim bile şaşıyorum. Mesela birçok zaman; "şuraya 2dk'da gidersem, şu isteğim olacak"; "posta kutumda şu bildiri varsa, bu olacak"; "yolda x'le karşılaşırsak; şu hayalim gerçekleşecek." vs vs....O kadar sık yapıyorum ki bunu, bu şekilde uydurduklarım sayesinde "ay bir kaç yaşıma filan giriyorum."
Sonra bir bakıyorum, hemen kıvırıyorum korkudan. "Posta kutumda ŞU bildiri olmasa ama en azından sadece bir bildiri filan olsa..Evet bu daha uygun, hem daha mantıklı. Tamam tamam, posta kutumda bir şey varsa diyelim biz, BU olacak." Aslında Şu,bu diye yazdığım istekler ve hayaller yüzde 99 aynı şey. Bunda olmazsa şunda olsun, bu kanıttır işte diye boştan belgeler mi sallandırıyorum yada beynim kısa devre -belki de gereğinde uzun devreler- mi yapıyor nedir artık..
Sonra bir şey bulamayınca posta kutusunda, "aman zaten çok aptalca, böyle eftiri püftürü şeyler mi belleyecek neyin olup olmayacağını" diyen bir tip oluyorum.
Eee canım, az önce "posta kutumda bilmemne varsa..." diye atıp tutuyordun ama; o zaman eftiri püftürü olmayacaktı sanki...
Yine de yapıyorum. Uyduruk kaydırık, aptalca -safça- denilen bu şeyleri yapıyorum. Ne işe yarıyor filan umrumda değil; bilmiyorum da zaten. Çok canım sıkılırsa bir şeye, boş olduğum her an içinden "nolur olsun nolur olsun" dersem, gerçekleşme ihtimali artacakmış gibi geliyor, inanıyorum. "Bu bir oyun" muş, dıştakilerin hepsi oyunmuş, labirentmiş, tamam mı? Tamam de hadi.
Neden bu kadar antika olduğumu ben de bilmiyorum.
Sonra bugün sabah "eğer yumurtalara yetişirsem,xyz olacak" demiştim; bu yazıyı yazayım derken, 5 dk geç gittim. Yumurtalar bitmişti, bari omlet olsun dedim, sıraya girdim ve kadın beni geri gönderdi, "daha fazla omlet yapmayacakmış."
Neyse, zaten yumurtalara yetişmek bir şeyin kanıtı filan değildir. Yine bagel yedim. Sıradanından. Reçel güzeldi, portakal suyu çok kötü, kahveme krema niyetine kullandığım fransız vanilyasından da su aktı, yine de 2 bardak içtim. Zaten başından ben yumurtaya yetişirsem değil, 11den önce yemeğe yetişirsem demek istemiştim. Hıh.
Numbness is ahead, I write to defreeze myself..
Başlık bulmak insanı yoran bir aktivite
Wednesday, March 19, 2008
Posted by Tugc at 5:11 PM
Labels: Amaçsız yazılar
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
5 comments:
Umut, fakirin ekmeği!
Sen de ters mantık uygula ozaman...
"Yumurtalara yetişsem, xyz olmaz.. Yetişemezsem de omlet olmaz pfff"
Hem ne demişler:
"Sen işini kış tutta, yaz çıkarsa; bahtına"
Bi de; geçen keşfettim:
Korkarım demek; çok değerli bir erdem ancak korkmak çok büyük bir zaaf...
Neyse işte güzel bi yazı. daha uygun bir cümle: Hoş bir his brakan güzel bir metin..
Bişey daha yazıcaktım ama uykum geldi.. Başka sefere....
Bu durumu ben de yaşadım çocukken diyebilecek yaşlarda daha sonraları öğrendim ki bunu yapan bir sürü insan var. Şunu şöyle yapsam bu böyle mi olacak gibilerinden aklınıza gelen herşey garip olan yapılanlar farklı olsa da mantık ve istenilen sonuç aynı. Yazınız bir duygu paylaşımı ise güzel. Ancak bu bahsettiklerinizi kendinizde bir sorun olarak görüyorsanız (bence görmelisin) bundan kurtulmanız gerek. Akıl vermek maksadım değil ama tesadüfen görünce ilgimi çekti ayn şeyleri çok aşırı yaşadım çünkü. Kurtulmak isterseniz de öyle abartılı psikilog durumları falan yok gerçi sizi tanımıyorum tamamen yazınıza istinaden yorum yapıyorum da bence bundan kurtulun çünkü sonuçları kötü oluyor. Şüpheci ve anlamsız bir kişi haline geliyorsunuz, hayatın tamamen tesadüflerle rastgele geçtiğini zannetmeye başlıyorsunuz. Bu gerçekten insan için yıkıcı bir olay çünkü bunların size hiç verilmediğini düşünmeye başlıyorsunuz. Anahtar kelimede burda işte,"düşünmeye başlamak" evet hayata bir anlam vereceksek en basit anlamda düşüncedir.
İnsan sadece düşüncelerinin hakimi olmalıdır. Bak sen bu konuyu araştır, kendin uygula ve göreceksin ki gerçekten doğru. Bizim hayatımıza yön veren, senin omletini yedirmeyen tamamen düşüncelerindir. Düşünceleri değiştirirken ise kendi içimizde karşıt düşüncelerle savaşmak yok. Çünkü asla kendi iradesi ile yaptığı savaşı bu devirde kazanması mümkün değildir. Bunun en güzel yolu insanın kendini kabullenmesi, bulunduğu an için minnettarlık duyması (şükür) ve her olayda bir hayır görerek, yüce Allah tan dilemesidir. Dua sadece ibadet edenlerin hakkı değil hepemez Allah ın kuluyuz ve o inanın biz ne istersek isteyelim (kendi dünyamız ve kapsamımız içinde) kesinlikle veriyor.
Her neyse zamanla göreceksiniz ki hayatta kesinlikle tesadüfler yoktur. Ha! ancak sizin tesadüfleri hep iyi ve şanslı diye nitelendirdiğiniz kişiler ise mutlaka anlattığım düşünce ilkelerinden bir şekilde bilerek veya bilmeyerek yararlanıyordur. Bahadır;Saygılarımla
...selam hasbelkader tanıdım seni...seni okumak hoşuma gidiyor..ve bu yazını okuduğumda kendimi gördüm ,sorun yok sende sen yalnızca kimsenin dile getiremediklerini yazıya dökerek gerçekçi biri olduğunu ispatlamışsın..antikalığına gelince evet çok genç yaşta bu ünvanı eline alman başarı. Beyninde uçuşan cümleler,kelimeler,düşünceler...v.sLER antika değerinde...ÇILGIN ANTİKA.. sevgiler nur
hep olan kabul edilmeli, antika adlandırılan olguda..
Post a Comment