Afiyet olsun ingilizce olarak da kullanılıyor mu diye düşündüm bir an.
Kendilerinin yok, Bon Apetit falan diye geçiştiriyorlar.
Apetite, bakın çevirisine** iştah...
İyi iştahlar, güzel iştahlar, oh oh ne mutlu iştahına, aferin iştah, hoppala iştah...
Gittikçe umutsuz vakalaşma hali...
Bu hafta çok kötü...
DipNot: Fransızlar küreselleşmeden nefret edip, en çok geliri ondan sağlarken, Italyanlar da doğurmuyor, doğuran nadide grup "göçmenler ve azınlıklar"ı da küçümsediklerinden yumurtanın kapıya dayandığı ana yaklaştılar. 2050 de Isveç'in yüzde 54'ü de yaşlı olacak ve emekli maaşları yüzünden riskteler, hasta olanlara fazla insiyatif verdikleri için işe gitmeme oranı çok fazla. ABD' de de şu anda sosyal güvenlik paralarını ödeyenler haybeye ödüyorlar, çünkü hiçbirini alamayacaklar, sosyal güvenlik 10-20 yıla kadar iflas edecek.
Türkiye'ye girmiyorum, neo-liberal neo-liberal sürüm sürüm sürüneceğiz. Küçükken sürekli duyduğum "hayali ihracat" ı ben öyle hayal kurma filan sanardım, cidden hayal kurup kurup yollamışlar çalı çırpıyı ihracat diye. Sonra sorarsın böyle araştırmalarda işte; 80lerde ihracat artmış ama her şey neden psikopata bağlamış diye.. Ya yaaaa...
Neyse, mutlu iştahlar...
Allahım aklıma bir arka çık,
Amin.
Numbness is ahead, I write to defreeze myself..
Mutlu İştahlar
Monday, March 31, 2008
Posted by Tugc at 9:14 PM
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
4 comments:
Nevi şahsına münhasır bir yorum olmuş, aklına ve parmaklarına sağlık Tuğçe... ;)
Not: Söylediklerine katımıyor değilim ama nekadar karamsar olsam da geleceğe umutla bakmak istiyorum!
Ders çalışmakla ilgili bir şey aslında, okuduklarımdan çıkan bu. Türkiye ile ilgili olanlar ise, yazmak zorunda olduğum analitik araştırma yazısı üzerine, Özal döneminin ve devamındaki Akp'nin güzel güzel neoliberalleştirme çabaları, suratlarındaki gülümsemelerle sosyal güvenlik reformlarındaki canavarlıklar filan.
90larda yapılan araştırmalarda bunların sonuçları iyi değil deniliyor mesela, hoop 2001 de damgalanıyoruz kocaman başka krizle filan. Öyle, çok eğlenceli okuması. Bir kriz, bir borçla krizi destekleme, tekrar kriz..EKG gibi.
Diğer ülkeler içinse, neyse daha 2050ye çok var deyip sevinebiliriz.
sanırım sonuç şöyle oluyor,
"After the Last Tree has been cut down,
After the Last River has been poisoned,
After the Last Fish has been caught,
Only then will you find that Money cannot be eaten."
Eski bir kızıldereli atasözü :)
ya o afiet oLsun durumu beni iLk zamanLar cok etkiLerdi nie bunnarin kendi sozcukLeri yok karde$im die.. ztn yemek konusunda tam bi benciLLik soz konuSu, beLki "ogrenci miLLeti" diedir, biLemicem, geneLLemek iStemiorum.. Ah ah, Turkiye`yLe iLgiLi projem var 4 hafta icinde bitirmem gereken ve sadece daha dun ak$am ara$tirmaya ba$Ladigim.. yordu beni bu reSearch paper durumLari. inekLemeye devam, goru$uruz cnm.. ;)
~Serra
Post a Comment