Tayyip Erdoğan, yandaşları ve Taksim'de 1 Mayıs kutlamaları için onun gibi düşünen herkesin "annem göster ama elletme dedi" tadındaki ve Süleyman Demirel yuvarlamaları benzeri konuşmaları gittikçe daha sinir bozucu bir hal aldı.
Vali çıkmış, "haberler aldık biz, çok emin yerlerden, öcüler basacakmış, aman da aman, kaçalım kaçalım...baaak, hooop, yasaaaak...Taksim ne? Pis o pis, bak Çağlayan vaar, Kartal vaar, Kadıköy var sonra bak...İstanbul'da diye demiyorum, bu yerler harika.. Hadi bakayım, attık Taksim'iii, hanimiş, nerdeymiş..."demeye yakın konuşmalar yapıyor.
Valiysen, adamdan sayıyorsan kendini, höt möt demekle olmuyor o. Madem haber aldınız, tehlikeli yürümeleri, düzeltin, işiniz ne? Yok ama, siz sadece öcüleme ve pislemeyi biliyorsunuz, doğru, unutmuşum.
Sonra bir de "çanak çömlek patladı" yapacaklar. Uyardılar ya hani, hasbel kadar tehlikeyi azaltmaya çalışmak yerine, o yüzden hazırlandılar, en ufak bir şeyde "çanak çömlek patladı" diyerek dalmaya hazırlar.
Garip olan şudur ki; biz sorunları ve hataları düzeltip iyileştirmek yerine, onlardan sadece uzaklaştırmaya yönelik hareket eden bit toplum olup çıktık.
Bir de Tayyip Erdoğan'ın bugünkü sözleri var ki, döktürmüş yine.
"Anma, çelenk koyma tamam da; 5,10, 20 bin olmaz."
Siz karar verin o zaman kaç kişi olsun, birer de ip geçirin halkın başından; bir de çoban bulduk mu, bu iş tamamdır. Zaten buna yatkın insan dolu etrafta.
"Tayyip'cim, kavalın evde kalmış annem..."
Madem bu kadar korumacı içgüdüyle yaklaşıyorsunuz, o zaman yılbaşlarında ve geceleri de kadınların, adamların üzerine saldıranları da sokmayın. Hani madem sürekli duyumlar alıyorsunuz, toplum huzuru filan gevelemeleriniz var ağzınızda; bari işe yarayan şeylerde de yapın da; "karşı argüman"ınız olsun.
Polis gününde copsuz olmaya çalışayan halleriyle polisler,yılbaşları, maç kutlamaları için tekini tekinsizi yüzlerce binlerce adam girebiliyorken Taksim'e, 1 Mayıs'ta emekçi ve işçiler ve bu günü kutlamak/anmak isteyenler niye giremiyor?
Unuttum, pardon. Tehlikeliydi...
Duyumlar alıyorsunuz demek ki, provokasyonlar olacakmış, tehlike öcü böcü filan...Hadi diyelim Taksim'i de koruyamıyorsunuz, "gelmeyin gelmeyin kaçın, olmaz vermem" diyorsunuz; ama unutmayın ki "Kartal, Kadıköy, Çağlayan" diyerek de o zaman açık açık "korumaya" çalıştığınız halkı o yerlere yönlendirmeye çalışırken, öcü böcü dediğiniz provokatörlere de yön gösteriyorsunuz. Madem kargaşadan, kavgadan korkuyorsunuz; hedef belirterek siz daha kötü bir suç işlemiş olmadığınızı sanarak mutlu mesut uyuyabiliyor musunuz?
Yok ama, siz uyursunuz... Bu yaptığınız nedir ki, "önemsiz bir koruma içgüdüsü"?.. Güdülerinizi ve duyumlarınızı sevsinler...
Zaten bu güdüler nedense hep işlerine gelince ve anlamsız olduğunda ortaya çıkar, ama kaybolur gerekli olduklarında, adam öldürüleceğinde, ırkçılık arttığında..
Numbness is ahead, I write to defreeze myself..
Öcüüü
Wednesday, April 30, 2008
Posted by Tugc at 5:18 AM
Labels: kişisel görüş
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
6 comments:
Tabii ki böyle gösteriler bir memleketin ilgi odağı noktalarda yapılacaktır. Adı üstünde, amacınız birşeyler göstermek, birilerinin gözüne birşeyler sokmak.
İngiltere 'de birşeyler gösterecekseniz Trafalgar 'da yaparsınız, Çin 'deyse bu, seçeceğiniz adres Tiananmen Meydanı olur. Türkiye 'de de açıktır ki Taksim tercih edilecektir. ("T" nasıl bir tesadüf ? Hrm.)
Üstüne üstlük sen 57 YTL karşılığı aynı yerde tacize izin veriyorsan güvenlikti, hidayetti hiç vızıklamayacaksın.
Özetle o gösterilerin orada yapılmaması için devlet kanadını haklı çıkaracak veri yoktur elde.
Ama tabi güvenlik ahkâmının sebebi belli. Araya karışan provakatörler, oraya buraya taşla, sopayla giren "gaz" kimlikler.
Şimdi şu var: Orada polis olmasın, veya olsun ama "ilk fırsatta alayınızı eleyecğiz" gibi bir psikolojik baskı unsuru, bir kışkırtıcı görüntü çizmeden orada bulunsunlar. Oraya hakikaten emekçinin gününü kutlamak için gelenler arada provakatör çıkarsa engellemeye çalışacak mı? Yoksa Burger King 'in camlarını birileri indirdiğinde damarlarında mevcut asil marksist kan "oh iyi oldu, elleme hiç" deyip bağdaş mı kuracak?
Zira açıktır ki bu tip bir aksiyon her halükarda polisi (dünyanın en cici polisi olan plüton polisleri dahi olsa) faaliyete geçme serbestisi tanıyacaktır (bkz. emniyet). E o noktadan sonra zaten birbiriyle kan davalı iki kanat dövüş-kavga için ringe çıkacak, haliyle daha iyi ekipmanla gelmiş olan polis kıstırdığı göstericilerin ağzını burnunu dağıtacak, talihsizlik eseri birileri hayatını kaybederse de ismi pankartlarda taşınacak olan yeni bir emekçi şehidi olacaktır.
Demem şu ki: Gösteri, gösteri gibi gidip sona erer mi? Orada sosyal haklarının mücadelesini verenler otokontrol icabı provakatörleri susturabilirler mi? Tabii ki bir provakatörün hareketi oradaki göstericilere polisin allah ne verdiyse paylamasını haklı çıkarmıyor ama o kalabalık ve kargaşa arasında, zaten kalite seviyesi belli olan Türk polisinin "hm bu provakatör, hm bu değil pardon, çekilir misiniz" ayrımında bulunabileceği hayalâne değil midir ?
2 kere polissiz gösteri yapılsa, 3.sünün olaysız geçeceğini garanti edebilir mi gösteriyi iştirak eden gruplar/örgütler/sendikalar ?
Bir de "Taksim de Taksim" diyerek delicesine ayak direyen işçi sendikalarının isimlerini en çok yılın bu zamanında duyuyor olmak benim cahilliğimden midir, yoksa işçi sendikalarının reel anlamda temsil ettikleri kesim için yoğun ve gerçekçi uğraşıları oluyor mu? Öğrenmek istediğimden soruyorum.
Kendimi sosyalist sayamam sanırım, komünizme zaten bir ütopik komedya gözüyle bakıyorum ama İşçi Bayramı 'nız kutlu olsun şimdiden.
Gösteri, gösteri gibi başlayıp sona erer evet, bu kadar nefret barındırılmasa, polisler insanlara sinek gibi davranmasa, pravakatörlüğün provakatörlükle bastırılamayacağını anlasaler.. İnsanların dövülmesinin tek sebebi olacak yarın o da izinsiz gösteri yapmak. 2kere polissiz gösteri yapılsa 3.sü çok daha anlamlı olur. İnsanlar seslerini duyurmuş olur, polis rezilliğinden önce.
bişey sorcam,
yarın hangi koldan taksime yürüyeceksin..
ya da hangi sendika ile?
merak ettim..
haa şimdi dersen sen bana böle yazıosun ama, ben senin gibi döktürmek yerine 11de şişhanedeyim kesk ile birlikte..
umarım beni utandırırsın.. eğer taksimde olursan senden özür dileyeceğim.. ama yoksa tayyibe sıkmak ya da devrim yapmak kolay klavyeden..
ya da bu "comment" onayından geçecek mi?
umarım geçer..
bkrbyc,
Hiç merak etme özür dilemek zorunda kalmayacaksın, zaten profilime bakıp öğrenci ve nerede okuduğumu görüp, yarın Taksim'de olamayacağımdan emin olduktan sonra, böyle asıp kesmek de kolay. Türkiye'de olabilseydim o tarihte, zaten yazmama gerek kalmazdı, sorumluluğumu oraya giderek tamamlamış olurdum.
cansucuk,
İki yanlışın bir doğru etmediğini biliyoruz. Oradan yüzünü ak çıkarıp ellerindeki son (ve tek) argümanı da iade etmek göstericilerin elinde diye düşünüyorum. Ne bileyim, Sendika liderlerinin sorun çıkmayacağına dair bi sözlü yazılı taahhütleri vâki mi ? Yoksa sadece "biz orda gösteri yapacağız" kâbilinde restleşmeler mi oldu diyalog çerçevesinde.
Tekrar söylüyorum ki, denyonun tekinin bir yeri taşlaması, o kalabalığın sopaya müstehak olduğu anlamına katiyyen gelmiyor. Ama karşınızdaki anlayışsız güruhla aynı kısır sonuçları doğuran kör döğüşüne girmenin sadece "geçen 1 mayıs 'ta da şöyle olmuştu" minvalinde hikayelere gebe bırakacağını düşünüyorum.
Polisin tahrikine kapılmamak mümkün değil mi?
Hoş, yarın kafadan "izin yok" diye üstünüze gelen bir polise karşı illâ kargaşa çıkacak ya. Boşa konuşuyorum.
Post a Comment