Numbness is ahead, I write to defreeze myself..

Orantı

Friday, May 02, 2008

"Şaka gibi" demek istiyorum aslında.
Tüm bu olanlar aslında "şaka gibi." Acı, tadı ağzı yakacak kadar acı şaka. Ölümcül bir şaka, yıllardan beri süre gelen.
Türkiye'de su sıkıntısı vardı, değil mi? İstanbul'da, Ankara'da filan su kesintileri yaşandı yazın, şikayetler, şuna dikkat, buna dikkat...
Nedense panzerleri doldurup doldurup insanlara fışkırtma, hayatlarından bezdirme olunca konu, devlet büyüğü sayılan insanların ve yandaşları için bu "su sorunu" yok oluveriyor. Maksat : eziyet olsun. Bu sene bir de içine kırmızı boya koymuşlar...Neyi damgalamaya çalışıyorlar ki? Nasıl bir ego tatminidir, anlayamıyorum.
"Orantı" anlayışı körelmiş insanlar grubu, kendilerine "orantılı güç" kullanma hakkı tanıyorlar ya...Faşizm bu devletin orantılı anlayışına uygun düşüyor.

Birileri terör arıyorsa, dün olanlara bir bakmalı önce. Şehirlerarası otobüslerin geçişini bile tutan, insanların canına kastedilmiş adamlar topluluğu bir devlet. Sınır ötesi operasyonlar yapmaya geçişler sağlayan, bir yandan da kendi orantısına uymayanı öğütmeye hevesli devletin terörü...

Çıkıp "sorunsuz geçti, olumsuz bir olay olmadı" diyebilen adamlar var.
Bunların üzerine; "neden ısrar etti sendikalar, hiç anlam veremedim" diyen bir başbakan da var.
Utanmadan.
Sinir bozukluğundan, bu zekaya, "şaka yapıyor değil mi, ironik olmaya, kinayeler kullanmaya mı çalışıyor yoksa?" diyerek gülmeye çalışıyorum. Ciddi bir zeka problemi olmalı bu; "neden ısrar ettiler anlamıyorum" diyen ve insanların üzerine çullanan, yolun kenarındaki kıza 4 ayrı polisin herbiri ayrı ayrı geçerken tekme savurmuşluğu gibi olaylar varken; "olumsuz bir şey olmadı" diyebilen adamlar için daha fazla iyi niyetlice yaklaşamıyorum çünkü.
En optimist seviyem bu.
Hatta umarım vardır gerçekten zeka problemi.. En azından sevineceğim o zaman, başka nedenlerle böyle şeyler yapmama ihtimallerini de düşünebileceğimdendir belki, kimbilir.
Ama optimist olamıyorum.. Bunları yapabilen insanlara karşı optimist davranamıyorum.
Nerede görülmüş böyle bir şey?
Hadi her şeyde ağızlarını biliyor herkes, "bilmemnerede de var, neden Türkiye'yi kötülüyorsun" diye...
Nerede var bu? Arkasından koştukları hangi ülkede var?
Hangi devlet, elindeki terörü gerine gerine sallıyor böyle?
O adamlar yerlerinden "nasıl da çıkartmadık, kah kah kah, süperiz süperiz, çak dostum..." da diyorlar mıdır?
Yada "20 bin göstericiyi sokmadık, şehirlerden kalkacak otobüslere bile ambargolar koyduk ama 30bin polis görevlendirip biz kendimiz ezici çoğunluk olduk, ortama daldık" deyip gururlanıyorlar mıdır?
Otobüs, metro, vapur seferlerini iptal edip; Şişli Etfal'in bahçesine, acil servisine bile gaz bombası atabildikten sonra; o öne sürdükleri "hayatı felç edemeyiz, o yüüzzzdddeeeen yassssaaaakkk" deyişlerine kendileri de bir yerleriyle gülmüyor mudur? Süper rahatlattılar, sağolsunlar, varolsunlar..

Ama bu ve bunun gibi adamların yıllardır ciğerleri bile belli.. Ne bekliyorduk ki?
En sinir edeni de; "ee sen 1 mayıs'ta Taksim'e gidersen, dayak yersin" inancının "normal - yani pasif, yani bana dokunmayan bin yaşasıncı" insanların içine işlemiş olması...
Yok çünkü, öyle bir benimsemişler ki, içleri bile çürümüş...

Bu adamlar başkalarını da kendileri gibi çürütmeye hevesli olduklarını daha nasıl gösterebilirler ki?
Özgürlükten söz eden bu ve bunlar gibiler..Ne özgürlüğü?
Yiyip, öğütülen özgürlük mü?
Nişancıları yerleştirerek savunduğun özgürlük mü?
"İnsani" yanı olmayan, "hayat" ve "insan canı" olgusunu taşımayan bir özgürlük mü?
Her aklına esende, "çanak çömlek patladı" cı özgürlük mü yoksa? Hangisi?
Sıradaki ne?


*Fotoğraflar uod, 1 mayıs 2008, Taksim.

7 comments:

Nakhar said...

bizi dünyaya rezil etmekten başka ne işe yarıyor 1 mayıs'ı kutlamayı yasaklamak...

hıı bu arada avusturya da kendi kızını bilmem ne hikayesini duymayan kalmamıştı ya işte bizim bu 1 mayıs eğlencemiz onun önüne geçti dünya basınında...

bir an gördüklerimi bir bilgisayar oyununda insanlara karşı savaşan robotları gördüm gibi geldi dünya bilgisayar olmuştu... türkiye oyun konsolu... taksim meydanı da o oyunun etaplarından en zor olanı o etaba geçebilseydik sanırım oyun biter bizde rahat bir nefes alırdık... ama yine olmadı... seneye kadar sar başa... :(

Anonymous said...

Yapılanları tasvip etmediğimi & hükümeti desteklemediğimi öncelikle belirtmek isterim. Üzgünüm ama taksime çıkmaya çalışanların her biri Teröristti. Malesef işçi değillerdi. İşçi dediğin emeği bilir, alınterini bilir, sokaktaki dükkanlarda olan esnafın ne denli zorluklarla o işyerini açtığını bilir. Camını kırmaz, devletin kaldırımını söküp yine gece rahatlıkla uyumasını borçlu olduğu polise kaldırıp atmaz. İşçi dediğin iş ile alakalıdır, yüzüne sarı kırmızı yeşil bez bağlayıp meydana çıkmaz. İşçi evine ekmek götürmeyi düşünür. Bunların artık dış devletlerin oyunları olduğunu ne zaman anlayacağız merak ediyorum. Zil takıp oynayanlar devletin başındakiler değil bizi birbirimize düşüren Türk harici toplumlardır. Size tarihten bir alıntıyla örnek vermek isterim;

EDREMİT'E BAĞLI (o dönem)CUNDA ADASI YUNAN OKULU 1884 YILI DERS PROĞRAMI

Derleyen Gülsev Eyüboğlu 02.Haziran 2008

Madde 1)-Türkleri ezeli ve ebedi bir düşman olarak tanıtmak ve Türkler aleyhine uluslararası propaganda yapmak.

Madde 2)-Türk lerin en küçük hatalarını çok çok büyüterek,Avrupa'ya ve ABD ye duyurmak.Medeni Devletleri Türklere düşman etmek.

Madde 3)-Türkleri ekonomik olarak çökertmek ve bu çökertmeyi gerçekleştirmek için de zengin Türkleri zarar edecekleri ticaret alanlarına çekmek.Yüksek faizli krediler vermek ve ağır şartlarla rehin kabul ettirmek.Türk mallarının sahte ve arızalılarını yapıp ve aynı Türk Malı damgası ile piyasaya sürüp,Türk Ekonomik Kurumlarını iflasa sürüklemek.Her türlü Türk malı ile başabaş rekabet etmek milli bir görevdir.
Herhangi bir Yunan'ın bu konuda yapacağı fedakarlığın karşılığı Yunan Bankaları,ticaret kulüpleri tarafından ödenecektir.Ayvalık ve havalesinde "Midilli Bankası" ve "Mirmika (karınca)Teşkilatı her zaman bu konuda hizmete hazırdır.

Madde 4)-Türkleri;ahlak,milliyet,töre ve gelenekleri bakımından çökertmek.Bu çökertme taktikleri;a-küfürler öğretmek,küfrü Türkler arasında yaymak ve laubalileştirmek.b-Türkleri;zinaya ve tüm diğer ahlaksızlıklara teşvik etmek ve bilhassa asil TÜRK aileleri arasına genç,güzel Yunan kızlarını ve kadınlarını hizmetçi,bakıcı olarak verip bu aileleri yıkmak.Türklerin büyük üst kurumlarına yetiştirilmiş Yunan kadınlarını yerleştirerek emellerimizin kolaylaştırılmasını sağlamak.
c-Türk gençlerine vurdum duymaz külhanbeyi ruhunu aşılayarak,Türk geleneklerini çürütmek.Gençler arasına kabadayılık ruhunu yayarak,sevgi saygı ve birbirlerine bağlılıkları yoketmek,onları birbirine düşürmek ve milli terbiyeyi bozmak.
d-Argovari ve eksik kelimeler içeren basit bir Türkçeyi Türkler arasında yaymak suretiyle milli dil ve milli duygularını bozmak.

Madde 5)-Türkleri dini bakımdan sarsmak.Hocaları ,Yunan zenginler,tüccarlar ve esnaflar vasıtasıyla elde etmek.Bu elde edişler bol bol kıymetli hediyeler ve veresiyelerle pekala olabilir.Hocaları her türlü uydurma inanışlara saptırmak.Hocalara yalan yanlış vakalar anlatıp ahaliyle hocaların arasını açmak.

Madde 6)-Türk Hükümranlığını yoketmek.Bu işi azar azar geliştirip,İstanbulu elde etmek ve eski Kostantinepolisi yeniden kurmak.

Madde 7)-Türk Milleti arasına daima fitne fesat sokmak ve devletle arasını açmak.Karışıklıklar organize edip,zamanında aradan çekilerek Türkler arasında bol bol kardeş kanı akıtmak.Ve komiteler tertip edip Türk Köylerini basmak.

Madde 8)-İleride zamanı gelecek harp sırasında Türkleri sefalete götürecek her yola başvurulacaktır.En mühimleri;TÜRK topraklarında zahire ve elzem tüm gıda maddeleri;TÜRKLERİN elinden süratle ve gizlice toplanıp adalara sevkedilecektir.Ve adalardan komşu memleketlere satılacak.Bu konuda Yunan tüccarını uğradığı zararlar hemen Yunan Milli Bankaları tarafından derhal tüccara para olarak ödenecektir.
Tüm bunların yapılması;Türklerin bir harp ile meşgul olduğu,yahut iç isyanlar çıktığı dönemlerde yani Türk Devleti İdaresinin zayıf olduğu sıralarda yapılması gerekir.

Şimdi asıl insanın kanını donduran aşağıdaki insanlık dışı maddeyi tekrar tekrar okuyalım.
Madde 9)-Doktor ve Eczacılarımız:TÜRK HASTALARI ve özellikle KİMSESİZ TÜRK HASTALARI GİZLİCE ZEHİRLEYİP ÖLDÜRECEK.KÖR,SAĞIR,SAKAT EDEREK SAF DIŞI BIRAKMAYA ÇALIŞACAKLARDIR.VE BU TAVSİYELER ÇOK GİZLİ OLARAK TATBİK EDİLECEK.

Madde 10)-Türk Çiftçisi;ağır borç ve faizlerle toprağından edilecek.Bilhassa bu borçların kolayca kabarabilmesi için harman veresiyeleri,senetler,zeytin mahsulü satışları ile başlayan borç para vermeler başka başka masraflara teşvik edilerek Türk Çiftçilerini ilk borç ödeme zamanlarında bunaltarak Ve elindeki toprağını kolay,ucuz şartlarla borçlu olduğu Yunan Tüccara satmak mecburiyetinde bırakılmalıdır.

Madde 11)-Kadılar,devlet idare amirleri;rüşvet,ziyafet hatta kadın ikramları ile Eterya'nın emrine alınmalıdır.Ancak bu maddedeki görevler,tamamen akademiden yetişmiş ajanlar talimatına ve yine Akademinin görevlendireceği kişilerle ve bunların vereceği direktiflere göre uygulanacaktır.

Madde 12)-Fırsat çıktığında,özellikle devlet binalarında yangınlar çıkarmak.Türklerin can vereceği ölümlü kazalar yaratmak.Harp gemilerinde yangın çıkarmak,yaralar açmak.

Madde 13)-Birer ileri karakol ve gözetleme yerleri olan Manastırlardaki Azizlerin(papazların) istekleri hemen ve verecekleri mektuplarını kendi işlerinizden önce sahiplerine götürülüp teslim edilmelidir.Çünkü bu isteklere aykırı hareket edenler hemen afaroz edilip lanetlenir.Kredileri kesilir.Buradaki camiadan kovulur.

Madde 14)-Bütün Yunan ustaları Türk çırak kullanmaktan suret-i katiyetle men edilmiştir.Ancak politik mecburiyetle bir çırak almak icap ederse,Yunan usta bu Türk çırağı hizmetçi gibi kullanmalıdır.
Ayrıca bu Türk çırakların içlerindeki hevesli gençlere daima ters muamele etmek,hırpalayıp iş yerinden uzaklaştırma çaresi aranacak ve özelliklede şehirden bir Türk sanatkarın daha eksilmesi temin edilmiş olacaktır.

NOT;Osmanlı Türk Devletinin:
AB yasaları olan Tanzimat ve Islahat Fermanları(1839-1856 yıllarında başlatılan AB normları)gereği demokratikleşme ve özgürleşme yolunda hızla ilerlemeler kaydederken tabiidir ki o dönemdede azınlıklara tanınan etnik ve dini özgürlük haklarından mutlulukla yararlanan Yunanlılar,Ermeniler koruyucuları olan AB Devletleri ve ABD liler gibi onlarda kendi Okullarını açtılar.Yunanlılara ve Ermenilere bu hakları sağlıyan AB D liler ;kuvvetle muhtemeldir ki yukarıdaki ders proğramınıda kendileri hazırlayıp vermişlerdir.
Avrupa Devletleri (ABD dahil),1884 lü yıllarda bu tür ders proğramlarıyla yetiştirdikleri Osmanlı tebaası Yunan ve Ermenileri 1910 lu yıllardan sonra Türklerin üzerlerine saldırtarak her türlü hunharca katliamları yaptırdılar.Şimdide gayet pişkinlikle siz Türkler Ermeniler ve Yunanlılara soykırım yaptınız diyorlar.Elin ağzı torba değil istediğini söylerde asıl bizler onları böyle söyletenlere bakalım.Ne diyorlar?"Canım artık bizler dostuz,varsın dostlarımız desinler.Asıl bu tür geçmişte kalanları ortaya getirenler hastalıklı beyinlerdir(yani ben gibiler).
Bu hastalıklı beyinler(yani ben gibiler), global dünyayla, dostlarımızla aramızı bozmaya çalışıyorlaaaarrrrr amaaa biz yolumuzdaann dönmezüükkk..."
Haydiii breeee..kolay gelsinnn ,babacan babacan hasbıhaller ,az gitmeler uz gitmeler dere tepe düz gitmelerr(!!!!!!!!!!)

PS. Bunun ve daha niceleri gibi örnekler tarihimizde mevcut ve varolmaya devam edecektir. Türkiyeyi bir saniye bile rahat bırakmamaya and içildiği açıktır. Çünkü sadece 1 sene rahat bırakılabilecek Türkiye rahatlıkla tüm dünyanın gidişini değiştirebilir. Bunun bir iddia olmadığını tarihin tekerrür edebilmesinden anlamak hiç de zor değildir.
Ben de her insan gibi insanların insanca yaşamasını istiyorum. Ama zaten sahip olduğumuz özgürgüğe nasıl kavuşuruz yerine özgürlüğümüz ne zaman biter tartışması ele alınmalı ve Avrupa saçma insan hakları mahkemesi denilen zıkkım artık sona erdirilmelidir.

Tugc said...

Codeluu,
Üzgünüm ama "zaten var olan özgürlüğü" şeklindeki kurduğun bir cümle zaten olayların hiçbirini anlamamış olduğunu düşünmeme yetiyor.
Bir ülkede insanlar "polis nerede?" diye sordukları için bile haklarında dava açılıyorsa, o ülkede "özgürlük"ten söz edilemez.

Ha "özgürlük" olmayan bir ülkede siyaset ve politikadan da söz edilemez, ki bu bence en önemlisi.

Parti başkanlığının içine bile gaz bombası atabilen bir zihniyetten bahsederken, "dış mihraklar yüzünden bunlar hep" anlayışı gülünç. Çünkü olay, "biz gül gibi geçiniyoruz, yeterki herkes ot gibi olsun, sürü gibi devam etsin" mantalitesinde ilerliyorsa, özgürlük yoktur.
"Osmanlı candı kurbandı, ah o dış mihraklar, ah yunanlılar, ah avrupa, ah abd, ah ermeniler, her şey onlardan " demek, sorunu devletin, toplumun, sistemin "önce" içinde aramaktan kaçmaktan başka bir şey değil.

Yeterince "özgür" bir toplum-ülke olabilseydik; o zaman senin madde madde bahsettiklerinin hiçbirini "öcü" diye görmez, bir şeylerimize karışmalarından rahatsız olmaz-çünkü zaten tam bağımsız olup karıştırmazdık-, komplo teorileri üzerine yerleşmiş politikalarla halkı kandırmaya çalışmazdık.

Anonymous said...

Öncelikle cevabın için teşekkür ederim. Biliyorum dünkü yorumum biraz sertti.

"polis nerede" diye sorgulayanlara açılan davalar Hükümetin bunu söyleyen şahıslara misillemesinden ibarettir ki "polis nerede" diyen hiç kimse artı olarak bir suç işlememiş ise ne içeriye alınmıştır, ne de alınacaktır.

Benim şikayette bulunduğum konu insanların özgürlüğü çok uzaklarda aramasından ibarettir.

Siyaset ve politikanın ülkemizde çok kötü olmasına bir lafım yok.

İnsanlar yapıları itibari ile sürekli daha iyiyi arayan varlıklardır. Bunu insan yaşayışlarından anlayabiliriz. İnsanlar da toplumu oluşturduklarından. Toplum da sürekli daha iyisini aramaya içgüdüsel olarak meraklıdır. İnsanların doğup, gelişip, olgunluğa erişip öldükleri gibi devletler de bu süreçten geçmektedir. Önemli olan insanların ellerindeki nesne ve kavramlarla yetinmesini bilmeleridir.
Ben suçu sadece dış devletlere atmıyorum, Türkiyede yaşayan tüm vatandaşlarımızın bunu anlamadığının açık olduğunu vurguluyorum. Şu anda başta bulunan insanlara ne kadar oy veren varsa bunu saflığından ve kandırıldığından dolayı yapmışlardır. Zaman kandırılmış halkı uyandırma zamanıdır. Bunu yaparken de incitmeden kırmadan en önemlisi de vatan ve tarih sevgisini yok etmeden yapmaktır.

Kısa Bir Cümle said...

Codeluu arkadaşım gerçekten de ne kadar sığ bir bakışla olayları yorumladığın helebilmem kaç maddelik masalı ciddiye almandan belli. şu bir gerçek ki dünyada tek bir doğru yoktur. görünen o ki sendeki doğru bendeki yanlışla eşleşiyor. taksime çıkan insanlara "terorist" demek düşünülmeden söylenmiş bir cümleyle onca insanı teröre kurban etmek demek.. yani insanları katletmek demek senin terörünle.. o insanlar oraya 1800hele belmem kaçta insanlar daha az çalışmak için grev yaptılar ve kazandılar diye çıkıyor, bayramlarını kutlamak için çıkıyor. işçi adam sadece evine ekmek götüren değil onun 18 saat değil 8 saat çalışarak yaşamasını sağlayanlara da teşekkür eden adamdır. tabii tarihi bile "milli tarih" yapan zihniyetle bakarsan ve ben merkezli yaşamın kölesi olursan göremezsin. 1 mayıs dünyanın her yerinde "bayram" olan tek gündür. çünkü bu dünyanın bütün insanlarının bayramıdır. senin gibi insanlara sadece "türk" bazlı bakanlara göre değil demek ki pek.. anan baban daha insanca çalışsın diye hayatını feda edenlerin sana armağan ettiği bayramdır bu bayram.. türkü değil de insanı seversen anlarsın bunu biraz. tabii elindekiye yetinmeyi bilseydi insan evladı (senin söylediğin gibi) o zaman ne sen bilgisayar karşısında kendince yorumlar yapardın ne de ben kendimi sana cevap verecek yetide hissederdim.

bugüne gelince; ben amatör bir fotoğrafçı olarak o gün fotoğraf çekerken yaklaşık 10 kişinin coplu saldırısına uğradım, iki hafta fiziki yaralarımla uğraştım ve halen psikolojim polis görünce midemin bulanmasına neden oluyor. olayın ruhsal çöküntüsünü atlatmak için günlerce kimseyle görüşmedim ve sürekli düşündüm. aklıma gelen tek şey devletin vatandaşından ne kadar korktuğu idi. demek ki oraya çıkan insanlardan korkuluyor. ama terorist oldukları için değil, haklarını aradıkları için.. her hakkını arayandan da korkulmaz ya.. o zaman başka bir iş var bu işte. bunun cevabını da bir anarşist çok güzel vermiş: "biz çokuz, onlar az. bizim onlara, onların bize olandan daha az ihtiyacımız var" diye. demek ki korkunun sebebi çok olmak. ya da bu çokluğu hissetmek. polis geçen sene istanbula işçileri taşıyan otobüsü tuzlada durdurup camlarını kırdı. (otobüsün sahibi akrabamdı) onları istanbula almadı çok olduklarını görmesinler diye.. sen halen vatanını sev dünyayı sevme, milletini sev dünya insanını sevme, milli tarihini sev, onun neden milli olduğunu bilme ve avazın çıktığınca bağır vatan millet sakarya diye. zaman uyutulmuş halkı uyandırma zamanıdır bırakın artık halk dediğin şeyi sınırlarla bölmeyi.. türk de insan yunan da, ermeni de..

not: blog sahibinden sert tutumum için özür dilerim.

Kısa Bir Cümle said...

Codeluu arkadaş: "Hayal kurarım çünkü mutlu olurum. Mutluyum çünkü hayal kurarım..." sen bir de 1mayısta insanları canice linç edenler evlerinde çocuklarının yanaklarından nasıl öpüyorlar, eşlerinin ellerini nasıl tutuyorlar onu hayal et. hayal gücün o kadar geniş mi acaba merak ettim. ya da o hayali kurunca da mutlu olabilecek misin acaba..

Anonymous said...

Masal olarak gördüğün maddeler tarihi bir belgedir ki bak nasıl Tuğçe arkadaşın büyüklük göstererek onların üzerine susma hakkını kullanmış ve cevabını en güzel şekilde vermiş. Ben bu yorumun üstüne bir şey yazılmadığı için üzülürken:) sen çıkageldin ve "kısa bir cümle" olmana rağmen uzun uzun cevabın gerçekten güzel ve kışkırtıcı oldu.

Ben doğu anadolu bölgesinde dağlardan insanları insan psikolojisiyle indirmeye çalışıp her birini topluma yeniden kazandırmaya çalışırken senin "Her insanın ayrı bir doğrusu olabildiğini görmen her ne kadar çok doğru bir kanı olsa da
"senin terörün" lafı gerçekten gücüme gitti. Arkadaşım ben Türkçülük yapmıorm, asıl insancıl olan benim! Bölücü olan oralara çıkıp şov yapmaya çalışan sonra da dayak yediğini tüm dünyaya haykıran lardır. Geçmişte demekki bir şeyler olmuş ki bunun önlemi alınıyor, sebebsiz yere kimse Taksime gitmez. Daha dün Tuzladaki ölümler nedeniyle işçilerin; eylemlerinde eyleme katılmayan işçileri nasıl dövdüğünü gördük. Bu mu insancıl olma özgür olma arzusu? O taksime çıkmaya çalışan işçilerin oraya gitsinler diye kimi yasadışı örgütlerden ne kadar para aldığını biliyormusun? Araştırmadan işin içeriğini bilmeden beyni yeni yıkanan Lise öğrencisi tavırları takınman çok yanlış. Türkiye'yi savunma sebebime gelince; dediğim gibi bölünmek isteyen Türk'ün düşmanı, o kadar çokki onu savunmak da insanlığın davası benim için. Osmanlı'nın İstanbul'u aldığında insanların -oh be Bizans'tan kurtulduk demeleri de mi ben merkezcilik, milli benlik? Şimdiye kadar Atatürk olmasaydı da İngilizi Fransızı olsaydı bu topraklarda Ermenilerin ve Kürtlerin bu kadar rahat hareket edebileceğini mi sanıyorsun? Şu zamanda tüm dünya Türklere karşı birleşmişken ben mi insanlığın düşmanıyım yoksa Irak'ta İsrailde Bosnada Çeçenistanda insanlığı katledenler mi? Bir tane "Türkün katlettiği insan örneği" ispat edebilirmisin bana? Ben tabiki gerçek bir işçinin bayramını kutlamasını isterim ama elinde molotof kokteylile gidip ekmeğini yediği devletine atmakla değil. Dayak taraftarı değilim ama bak sen bile artık oralara giderken bir kez daha düşüneceksin. Ben sizleri ve oraya çıkmak isteyenleri yaramazlık yapan bir çocuk olarak, dayak atanları da çocuğunu ehlileştirmeye çalışan baba olarak görüyorum. Demekki baba çocuğunu seviyor ve insanlığa kazanması için gerekli terbiyeyi veriyor.
Anarşist örneği vermişsin; anarşist dediğin bölücünün ta kendisidir kusura bakma işçi değil, anarşist demek küçük bir çocuğu yaşamı için gözünü kırpmadan vurabilecek potansiyeldeki insandır. Tabi insansa. Öncelikle "insan"ın ne olduğu kavramını iyi anlarsan seninle rahatlıkla her ortamda tartışabiliriz. Türkü de seviyorum, insanı da seviyorum, zarar gelmesin diye elimden geleni de yaparım ama saf insanların karşısında gruplaşan insanları kimilerini dışlayanları sevmiyorum onların kötülüğü için de elimden ne gelirse yaparım. Hayalgücümün sınırlarını çizmeye kalkmak için sınıfını geçmelisin. İstersen tahtaya kalk. Tam ortaya da nokta koy. Nokta bu dünya tahta da hayalgücüme eşit... Umarım anlatabilmişimdir...

Eski dosyalar

Kaç kişi gelmiş?